|
02 Temmuz 2008 |
güncellendi |
|
tüketim dediğin...
Bütün maddi tatminleri sağlayın ona, öyle ki uyumak, çörek yemek ve dünya tarihini sürdürmeyi dert edinmekten başka yapacak bir şeyi kalmasın; yeryüzünün tüm mallarına boğun ve saç diplerine kadar mutluluğa gömün: Bu mutluluğun yüzeyine küçük kabarcıklar çıkacaktır, suyun üzerinde olduğu gibi.
Yeraltından Notlar [Dostoyevski]
Tüketim nedir? İnsanların ihtiyaçlarını veya ihtiyaç gibi yutturulan saçmalıkları mal ve hizmet satın alarak gidermeye çalışma eylemidir.
Tüketim araçları nelerdir? Tüketimi arttıracak(gereksiz olan ürünleri insanların istemelerini sağlayacak, ihtiyaçmış gibi kabul ettirecek) reklam, yazılı ve görsel basın, reklam panoları, afişler gibi materyallerdir...
Sonuç: İnsanlar, tüketim araçlarını ellerinde bulunduranlarca doğurtulmuş ihtiyaç kılıklı saçmalıklara, gerçekten ihtiyaçları olduğuna inanıyor ve düşünme, hissetme, eylem biçimlerini, özetle karakterlerini değiştiriyorlar. Tüketmek fiili bir etkinlik değil, bi...
|
|
|
|
|
| |
| |
|
01 Temmuz 2008 |
güncellendi |
|
Wanted(2008)...
uzun zamandır beni bu kadar etkileyen, keyiflendiren, zevk veren başka bir movie izlememiştim...
wanted!
adam çoğumuzun yaşamının bir aynasıymış gibi dikiliyor önce karşımıza. tamamen aynı olmasada, bir köşeden illaki empati kuuruyorsunuz. sonra fox denilen dehşet "kadın" beliriyor perdede, ve aksiyon başlıyor. sahneler abartı ve bir o kadar muhteşem... film adamın bir eğitim sürecinden geçmesi ile devam ediyor. adamı, kafasındaki sinapslardan kurtarmak için ona dayak atmakla yükümlü "tamirci" karakteri beni benden alıyor.. bitiş sahneleri ise cidden dumur edici iyi düşünülmüşş.. bir action filmi için fazladan ders vericiydi ayrıca... fazla anlatmak istemiyorum.. elinizde büyük boy patlamış mısır ile koltukta zevkten pek köşe olmak, çoğu kez gülmek çoğu kez "woooww bu iyiydi" demek için illaki gidin... ne diyordum; jolie kesinlikle kadın ile eş anlamlı...
aklıma geldikçe:
klavyeyi adamın suratına geçirdiği sahneyi sık sık iş yerinde yaşayasım var!!...
|
|
|
|
|
| |
| |
|
18 Haziran 2008 |
güncellendi |
|
bundan istiyorum...
Philips Kablosuz Müzik Sistemleri, esneklik ve basitliği birleştiriyor. İster evde sizi takip edecek entegre bir sistem ister müziğinizi tek bir yerde toplayan merkezi bir sistem arıyor olun, hepsi sıra dışı ses kalitesiyle birlikte geliyor. Harika bir görsel tasarım eşliğinde.
WACS7000 ile, evinizdeki bir ya da her odayı müziğinizle doldurabilirsiniz. Kablosuz ya da zahmetsiz. Müziğinizi doğrudan Merkezden 5 adete kadar Kablosuz Müzik İstasyonuna yayabilirsiniz! Müzik seçimleri konusunda artık aile üyeleriyle tartışmak yok. En sevdiğiniz müziği seçin. Ayrıca "Müzik Beni İzliyor" ile aynı müzik, hangi odada olursanız olun orada çalmaya devam edecek. Müziğinizi her yere yayın!
WAC3500D ile tüm farklı kaynaklarınızı bir Müzik Merkezine kolayca bağlayabilirsiniz. Artık, en sevdiğiniz müziklerinize kolaylıkla erişebilirsiniz! Bilgisayarınıza bağlayın, CD'lerinizi 80GB sabit diskte saklayın, iPod ya da USB stick'inizi bağlayın ve FM radyo dinleyin.
...
|
|
|
|
|
| |
| |
|
18 Haziran 2008 |
güncellendi |
|
Kariyerinizi değiştirmek için 10 strateji...
Kariyerinizde ve hayatınızda değişiklik mi yapmak istiyorsunuz? Kendinizi geliştirmek ve çevre edinmek mi istiyorsunuz. Amerikalı İnsan Kaynakları uzmanı Gabrielle Parkinson'un hazırladığı bu 10 strateji size yardımcı olabilir.
1. İşe kendinizle başlayın.
geçin ayna karşısına kendinize objektif( kişisel duygu ve hislerden uzak, gerçekçi) olarak bir bakın.. gözünüz biraz genişleyen bel çevrenize kaysada dikkati kaybetmeyin, kendinize şu soruları sorun.. hayatınız yolunda gidiyor mu? kişisel ve iş yaşamınızla ilgili gelişmeniz devam ediyor mu? işinizi seviyor musunuz? hala ilerlemek istediğiniz yolda mısınız?
2. Özkaynağınızı iş ortamında değerlendirin.
Güçlü olduğunuz yanlar ve değerleriniz neler? İş yetenekleriniz, uzmanlık alanınız, ilişkileriniz, çevreniz, imajınız ve başarılarınızı gözden geçirin.
3. Kariyeriniz ve yaşamınıza dair bir plan yapın.
Hayattan beklentileriniz konusunda yeterince kesin ve açık mısınız...
|
|
|
|
|
| |
| |
|
14 Haziran 2008 |
güncellendi |
|
gizemli yolculuk: beyin...
elbisemi giydim, yanmamak için uzun kollu hırkamı da elbet. koca gözlüklerimi ve sevgili çantamı taktım koluma, seni bilmem ama ben rahmi koç müzesi yolunaaa...
efenim yiyen bilir! beyin kıvrımları olan, içi beyaz, dışı gri pelte görünümlü birşeydir.. üstüne limonu sıkmadan önce bi düşünün! işte o beyindir vücudun kontrol merkezi, yetenekleri, düşünceleri, duyguları belirleyen gizemli kimyanın sahibi...
"gizemli yolculuk: beyin" interaktif sergisi 2 kattan oluşuyor. ilk kat gayet havasız ve sıcak. bayılmamak ve bilgi aşılamak için çırpınan görevli çocuğun söylediklerinden kopmamak için ciddi bir çaba sarfetmek gerekiyor... ikinci kat ise; harika ötesi bir belgeseli izleyebileceğiniz bölüm ile başlıyor. beyin tramvası geçirmiş ve bu sayede ayla güneşin resmen yerini değiştirmiş kişileri konu alan, şaşkınlıktan honk ifadeli bir yüz ile hatrı sayılır zamanda sandalyeye mıhlayan bir belgesel. edinsem biryerden de izlesem, sinapslarım birbirlerine dolandığında.... ...
|
|
|
|
|
| |
| |
|
11 Haziran 2008 |
güncellendi |
|
Anlayış / Öfke...
-------------------------------------------------------------------
öz bölünemez.
bu durumda eksilemez, haliyle her zaman tamdır.
özlerin hepsi için bu realite vardır.
özler evrensel akışkanlıkta, ortak bir amaca hizmet eder şekilde ezelden ebedi var olmaktadırlar.
-------------------------------------------------------------------
dünya denen platformda, adına yaşam dediğimiz bir oyun oynamaya karar veren bazı özler, birey isimli interface aracılığı ile bu oyuna dahil olurlar.
oyuna dahil olmanın bedeli nerden geldiklerini unutmak, bir nevi sıfırdan doğmaktır.
özün seçtiği interface in kendine has nitelikleri vardır.
bu nitelikler geliştirilebilir, yenileri eklenebilir veya var olanlar kullanılmayarak köreltilebilir.
oyun bireyin dünya platformunda gözlerini açması ile başlar.
akabinde öz ve interface nitelikleri(gensel faktörler), dış faktörler tarafından bilgi bomb...
|
|
|
|
|
| |
| |
|
10 Haziran 2008 |
güncellendi |
|
çok güssel çok...
sanırım biblo olmak istiyorum, sanırım anahtarlık yine...
ilginç bir şekilde uzaktayken kendime yakın hissettiğim ve uzaktayken ısrarla, değerli varlığını keşfettiğim bir lezizim geldi şehre. şehir çok güssel oldu. lezizin mevcudiyetinin güssselliği ile tepkimeye giren ben ve diğerleri çok karıştı başta, ama toparlandılar allahtan kısa zamanda.
tek başına hayatını harika ötesi, ki gel biz mükemmel diyelim, idame ettiren bu ben, diğer bir tam birey ile aynı düzlemde denk gelince pek bir tanımadığım biri oluyormuş, farkında oldum bunun; mutluyumm...
durum şu ki.. içimde bir yönlendirme manyağı çimlenmiş, kalmamış yeşermiş kocamanaermiş ve sarmalamış tapınağımın duvarlarını. yönlendirme derken kastım bireyi yargılama ve kendi kafamda kurduğum efenime söyliyim formlara oturtmaya kalkma olayı değil. yapmam, sevmem, yapanı dövmem ama tokatlayabilirim. kastım olayları yönlendirmeye çalışmak.. yönlendirmek için güssselim evrenin ahenkli gidiş yoluna illaki ...
|
|
|
|
|
| |
| |
|
03 Haziran 2008 |
güncellendi |
|
Emre YILMAZ - Genç bir işadamına...
Kendimi kendim kaybettim
Kendim ister kendimi
Kendime kendim gerekse
Bula kendim kendimi
Ruhunu sat.
Hemen, bir an önce sat ve kurtul.
Nerede ve nasıl mı satmalısın?
Piyasa seni bulacak merak etme!
Ondan sonras daha kolaydır.
En iyi aktörler gibi en büyük işadamları da Allah vergisi bir yetenekle doğarlar. Bu doğuştan gelen hediyeyi yüksek bir eğitimle birleştirebildikleri zaman, yalancılığın ve ikiyüzlülüğün maestroları, virtüözleri ortaya çıkar. Usta işi bir yalancılık; yıllar sürecek bir özüne yabancılaşma ve kendini kendine unutturacak derecede dehşetli bir nefis terbiyesidir.
Genç işadamı; sen buna hazır mısın? Dikkat et, aktörlükten de zordur bu iş. İyi aktörler ancak bir film çekimi müddetince kendi benliklerinden uzaklaşırlar. Bir işadamı, hele en tepelere oynayan bir işadamı, ruhunu bir ömür boyu geri almamacasına terkeder. Bir gün “bu filmde artık oynamak istemiyorum” dersen rezil olursun.
“Peki...
|
|
|
|
|
| |
| |
|
02 Temmuz 2008 |
güncellendi |
|
Impulsive denilen......
Impulsive denilen içimizden geldiği gibi hareket etme reaksiyonu uzun yıllar savunduğum ve hayvanlar gibi yaşamak yemek ve sevişmek istiyorum şeklinde dile getirdiğm bir davranış şekliydi.
Ne hissediyorum/yapıyorum?
Neden böyle hissediyorum/yapıyorum
Böyle hissetmemin/yapmamım içsel ve dışsal birliğe etkileri neler
Bunların cevaplarını verebilmek için eylemi terk edip düşünmek gerekiyor
Farkındalık işte tam bu nokta. İşte; seçme şansı doğuyor. Farkına varırsanız nasıl bir etki yaratmak istediğinizi seçebiliyorsunuz. Bir sonraki aşama ise akılcılaşma. Bir başka insanın neyi neden yaptığını objektif olarak anlama. Neden objektif? Değişken öznel yorum; kendini ispat etme, takdir görme, kıskançlık, haset, intikam, cazibe, beğenilme gibi ihtiyaçlar içindeyse saçmalayabiliyor. Baştan varılan yargı yüzünden gerçeği elinizin tersiyle itmiş oluyorsunuz ve objektif bakış açısıyla karşınızdakinin neyi neden yaptığını bilip , sonrasında olacakları tahmin ede...
|
|
|
|
|
| |
| |
|